Yazar: Kartal

Yıllık Sanayı Ve Hizmet İstatistikleri

Ülkemizde sektör paylarının raporlanması TÜİK tarafından yapılmaktadır. 2015 yılında yapılan rapor incelendiğinde sanayi sektörünün, hizmet sektörünün gerisinde kaldığı incelenmektedir. Buna rağmen sektör paylarında en fazla ciroya sahip olan sektör sanayi sektörü olarak belirlenmiştir. Bu demek olmalıdır ki sanayi sektörüne yönelip yatırım yapmak önem teşkil etmektedir.

Rapor incelenmeye devam edildiğinde;

Hizmet istatistikleri % 36,8 ile sektörler arasında birinci sırada olmuş.

Sanayi istihdam oranı ise %28,8 oranıyla hizmet sektörünü takip etmiştir.

Pazar Payı;

Pazar payında cirosu % 15,7 olan hizmet sektörünün% 36,8’ini ulaştırma ve depolama hizmetleri oluşturmaktadır. Hizmet sektöründe ulaştırma ve depolamanın önemi ortaya çıkmaktadır.

Hizmet payları incelendiğinde ulaştırma ve depolamayı sırasıyla;

4 idari ve destek hizmetleri

8 konaklama ve yiyecek

8 bilgi ve iletişim

9 mesleki bilimsel ve teknik faaliyetler

9 diğer

takip etmektedir.

Hizmet sektörünün istihdam oranında birinci sırada olmasına rağmen yıllık yaptığı cironun az olması bu alan ile ilgili çalışmalar ve maliye politikalarının yapılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Hizmet Sektörü mü Sanayi mi?

Hizmet sektöründe cironun az olması ve istihdamın fazla olması karlılığı azaltmaktadır. Sanayi sektöründe ise durum tam tersi olarak işlemektedir. Fakat buna rağmen girişimcilik oranına bakıldığında sanayi sektörüne girişim yapan iş adamları son sıralarda yer almıştır. ,8 olarak gerçekleşmiştir. Hizmet sektörü ise düşük cirosuna rağmen %41,7 ile birinci sırada yer almıştır. Yani her gün bir kaç tane hizmet sektöründe şirket kurulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu şirketler kuruldukları hızla yıkılmaktadır. Hizmet sektöründe girdi ve çıktıların tam olarak belirlenmesi ve yanlış yönlendirmeler sonucu balıklama sektöre atlanılması bu sonuçları doğurmaktadır.

Fakat güçlü bir ekonomi için reçete ortada, ülkenin sanayi ve sanayi kollarına yönelmesi, girişimcileri sanayi kollarında desteklemesi ve teşvik etmesi gerekmektedir.

Yeni Bir Çağ: Bitcoin

Bitcoin Nedir?

Son günlerde herkes tarafından oldukça merak edilen ve ilgi gören Bitcoin, aslında temel olarak bir yazılım sisteminden oluşmaktadır. Çıkış yılından bu yana % 1500 kat gibi bir oranla artış gösteren ve çoğu yatırımcısına servet kazandıran Bitcoin, bu yükselişini yapısı ve Bitcoin arkasındaki CEO’suna borçludur. Bitcoin temel olarak sanal para gibi algılansa da aslında temelde “Block chain” sisteminin sadece bir parçasıdır. Hiç bir devlet ve otoriteye bağlı olmayan ancak, arz ve talep ilişkisi ile değer kaybedip ya da değer kazanan block chain sistemindeki 70 sanal paradan en önemli ve en değerli olanıdır.

Bitcoin Yapısı

Bitcoin 21 milyon adet ile sınırlandırılmış ve bunun sadece belli bir kısmı piyasa da aktif olarak kullanılmaktadır. İşlem hızı yüksek olması nedeniyle günümüz de oldukça yaygınlaşmaktadır.

Bitcoin Nasıl ve Hangi Borsalardan Alınmalıdır?

Bitcoin’e ulaşmak, Bitcoin Borsa ya da madencilik yöntemi ile mümkündür. Ancak Bitcoin madenciliği oldukça zor, emek ve sabır isteyen bir işlemdir. Bu nedenle Bitcoin’e ulaşmanın en kolay yolu sanal para borsalarıdır. Bitcoin borsası seçiminde oldukça dikkatli ve seçici olunmalıdır. Borsanın arkasındaki kişiler, vaat ettikleri, güvenlik sistemleri gibi birçok konuda neler yaptıkları nasıl çalıştıkları bilinmeli ve buna dönük yatırım borsası seçilmelidir. Aksi takdirde zaman zaman siber saldırılara maruz kalan

Bitcoin borsaları, üyelerini yetersiz güvenlik önlemleri nedeniyle mağdur edebilmektedir. Bunun yanı sıra bazı Bitcoin borsalarında spekülatif değer artışları yada düşüşleri yaşanabilmektedir. Bu durum göz önüne alındığında Bitcoin borsa seçiminde mağduriyetin yaşanmaması için oldukça önemlidir. Pump ya da Dump denilen olayların sık sık yaşandığı bir borsa güvenli bir yatırıma olanak sağlamaz. Bu nedenle Bitcoin borsası seçiminde bu tür olayların en düşük olduğu borsalar seçilmelidir.

Bitcoin Nedir? Bitcoin Çeşitleri Hakkında Bilgiler

Bitcoin Nedir?

Gerçekte hiç olmayan bir tür para birimi olan Bitcoin, dijital ortamda para alış-verişi denilmektedir. Bazıları bunun bir tür gelecek için alternatif olabilecek bir para birimi dese de, bazıları da Bitcoin için yasalar ile desteklenmediğini söylemektedir. Bitcoinin resmi bir kuruluşu olmamakla birlikte herhangi bir bankası da yoktur. Yani elektronik para birimi olarak kullanılır ve bu paraların herhangi bir sahibi yoktur. Herhangi bir bankanın ve devletin para birimi olmadığı için, dünya üzerinde yatırımcı sayısı her geçen gün artıyor. Eğer bitcoinin değeri artmaya devam ederse; talep üzerinde artış olacağı için bu zengin de edebilir. Fakat yine de kesin bir şey söylemek için erken olduğu aşikar.

Bitcoin Nasıl Ortaya Çıktı?

Satoshi Nakamoto tarafından 2008 yıllarında ortaya çıkan ve bir tür deney olarak başlatılan bu sanal para, herhangi resmi kuruluş ve merkez banka olmadan, sadece ülke para birimleri ile birlikte alınıp satılmış olabilen bir tür para transferidir. Bu para birimine dijital değer dersek yanlış olmaz çünkü günümüz için çok büyük bir önem taşımaktadır. Bitcoin’in kısaltması BTC’dir. Gelecek için kağıt paranın değerini kaybedip, paranın dijital ortamda tedavül edebileceğini söyleyenlerin sayısı oldukça fazla. Aynı zamanda bu durumun henüz erken olduğunu, insanların sanal paraya alışmalarının hemen olmayacağını söyleyenlerin sayısı da fazla olduğundan, günümüz için şimdilik sanal paranın hemen kağıt paranın yerine geçmeyeceğini söylersek yanlış olmaz.

Bitcoin Çeşitleri Hakkında Temel Bilgiler

Bitcoin çeşitleri de kripto paralar sayesinde çok fazla duyulmaya başladı. Fakat yine de bitcoin çeşitleri hakkında bir şey söylemek güç çünkü her geçen gün değişmektedir.

Ethereum yani ETH, blockchain gibi geliştirilmiştir ve dijital para birimidir. Merkeziden uzak bir platformdur; Vitalik Buterin tarafından bu sanal para yaratılmıştır. Ripple yani XRP, yine bitcoini geliştirenler tarafından California’da oluşturulmuş ve yine bitcoine en yatkın olan sanal para birimidir. Bu para sistemi para gönderme, havale etme, para çekme gibi yöntemler tarafından kullanılıyor. Ripple da banka olması bu yüzden önemli; bankasız hiçbir şey ifade etmemektedir ve yönetilmemektedir.

Kalorifer Teknikerinin Çalışma Alanları Nedir?

Ön Lisans Şartı

Kalorifer teknikeri olmak için Üniversitelerin iki yıllık ön lisans bölümlerinden mezun olmak şartı aranmaktadır. Lise ve ilköğretim mezunu adaylar kalorifer teknikeri olarak görev yapamazlar.

Kalorifer teknikerinin iki sektörde çalışma imkanı vardır. Yani kalorifer teknikeri kamu sektöründe olduğu gibi özel sektörde de çalışma imkanının olduğu bir meslek dalıdır. Kamu alanında çalışmak için kalorifer teknikeri adayları KPSS’ye girmek durumundadırlar. Söz konusu sınav sonucunda yeterli puan alınarak tekniker olarak atanmak mümkündür. Özel sektörde ise bir sınav söz konusu olmadan adayın kendisi iş bulabilir. Ancak özel sektördeki iş şartları genel olarak kamu sektörüne göre daha çok zorluklar içermektedir.

Kalorifer Teknikeri Ne İş Yapar?

Kalorifer teknikeri kalorifer hakkında gerekli elektronik, mekanik ve otomatik tüm sistemlere hakim olmak zorundadır. Bu bilgilere hakim olmasındaki temel amaç işçinin sağlığı ve güvenliğidir. Bu bilgiler dışında teknikerin el becerisi de olmalıdır. Çünkü gerektiğinde borulara veya kazana delme, kesme ve bunun gibi işlemlerde bulunması gerekecektir. Bu işlerin yanı sıra kalorifer tesisatını kurmak, merkezi sistem kazan bağlantısı yapmak ve merkezi sistem boruları döşemek, ısıtıcı açma ve kapama montajlarını yapmak, gerektiğinde yazı rakam ve temel geometrik çizimler yapmak, gerekli parçaları çizmek, bunların açı ve izdüşümlerini belirlemek gibi görevleri bulunmaktadır. Bu görevleri yerine getiren teknikerin ise teknik bilgiye sahip olması gerekmektedir.

Okul Dekorasyonları Nasıl Olmalıdır?

Okul Dekorasyonları

Eli ile yenilenmeden geçmiş ve bu yenilenme esnasında asıl amacını yitirmemiş ergonomik uygulamalardır. Dekorasyonun günümüz yüzyılında mimarlar, iç mimarlar, endüstri tasarımcıları ve peyzaj mimarları gibi meslek grupları yapmaktadır. Dekorasyon denildiğinde akla ilk gelen sektör mimarlık sektörüdür.

Mimaride dekorasyon konut, ofis, otel, okul, hastane, bahçe, müze gibi pek çok yaşam alanında faaliyet gösterir. Her bir yaşam alanı ise kendi işlevleri doğrultusunda tasarımdan geçmektedir.

Mekanlarda dekorasyonun orada bulunan kişilerin verimliliğini etkilediği bilimsel olarak ispatlanmıştır. Örneğin; yoğun kırmızı renk içeren bir kafede müşterilerin uzun süre kalmadığı fakat daha ferah renklerin kullanıldığı bir kafede ise müşterilerin daha uzun vakit geçirdiği bilinmektedir.

Hepimizin yetişkinliğe erişene kadar neredeyse günümüzün yarısından çoğunu verdiğimiz okullarda da dekorasyon kişilerin verimini etkilemektedir. 7 yaş ile 18 yaş arası bireylere bakıldığında eğitimde en önemli öğrenememe sorunu olarak dikkatini toparlayamama sorunu öne çıkmaktadır. Bu sorunun temelinde sınıfta bulunmak isteksizliği yatmaktadır. Eğer sınıfların zemin, duvar ve tavan renklerinde kişiyi sıkmayacak renkler kullanılırsa bu soruna çözüm getirilebilir. Örneğin; koyu renkli veya sarı, turuncu gibi göz yoran renkler yerine beyaz ve türevi renkler tercih edildiğinde bulunulan ortamdan uzaklaşma isteği azalacaktır.

Okullarda sıkça görülen uygulamalardan biri de küçük ve dar pencerelerin tercih edilmesidir. Bir yaşam alanı ne kadar gün ışığı alırsa o kadar ferahlık hissi verecektir. Boydan boya veya yaş grubuna uygun olarak tercih edilecek yeterli ışığı karşılayacak olan pencereler, okul dekorasyonunda yer almalıdır.

Zemin malzemesi olarak şu ana kadar okullarda en çok tercih edilenler yerine yeni nesil epoksi, seramik gibi malzemeler tercih edilmelidir. Bu malzemeler, hem temizlik açısından daha ideal hem de orada bulunacak kişilerin gözünü yormayacak renkte ve duruşta olmalıdır.